6 Ekim 2014 - 06:56
Kürt halkını katledenlerden medet ummak basiretsizliktir

Ama eğer insan kendisini yaralayandan çare arar ve onu vuranın elinden yardım beklerse çaresizliği sürer ve yarası derinleşir. Maalesef bu yanlış yerden yardım bekleme hala müslüman toplumlarında görünmektedir. Bu yürekler acısı basiretsizlik, yurtsuz kalan kadınlara ve çocuklara çare olamıyor. Kadınlar ve çocuklar barksız ve sığınaksız kalırken erkekleri öldürülüyor. Bu bitmeyen ızdıraba bütün dünya duyarsız bir şekilde izleyici kalıyor; medrese ehli, camiide olanlar, Kabe'yi bugün tavaf eden binlerce insan bu acı gerçeğe seyirci kalıyor.

Bismillahirrahmanirrahim 

Hamd alemlerin Rabbine mahsustur.

Salat ve selam Allah'ın Resulü Muhammed (s.a.a) Mustafa ve pak Ehl-i Beyt‘inin üzerine olsun.

Kul Olma Ve Kul Olabilme Makamı

Kulluk Kur'an-ı Kerim'de yüce bir makamdır. Varlıklar içerisinde ancak insan bu makama erişebilir. Bu üstün değere yani Allah' a kul olma makamına Kur'an ayetleri yol göstericilik yapar. Bu makama varabilmenin ilk aşaması tevbedir. İnsan yaptığı günahlardan pişman olmalı ve onlardan nefsini temizlemeli.

''Tevbe eden ve ibadet edenler'' diye bu tevbe aşamasını öne almıştır.

İnsan günah işlemeye musait yaratılmışır. Dolaysıyla Abd(kul) olmak için işlenen günahlardan arınmalı.

''Allah'ın boyasıyla boyanın, Allah'ın boyasından daha üstün boya mı var?''

İnsanın yaşamında bir çok renk ile boyanma imkanı vardır. Ama en üstünü Allah'ın rengi yani vahyin rengidir. Çeşitli renk imkanına sahip olduğumuz bu zamanda bir ilahi öncüye ihtiyaç duymaktayız. Veli olan bu İlahi öncü aldatma dünyasının çeşitli renkleri arasından; politik türlü ideolojiler, İslam toplumu içerisindeki türlü fırkalar ve ekoller içinden ancak  vahyin rengini alan bizi yansıtabilir ve ona doğru bir yolda bize İmamet eder.

Aldanma renkleri ve dünyevi renkler sadece siyasi ve akidevi değildir, insanın nefsinde de aldatan renkler vardır; kendini beğenme, gurur, makam düşkünlüğü v.b. bunlarda vahyin rengini örter. Bundandır ki düşüncemizi ve nefsimizi tüm renklerden arındırıp kulluk makamına öncülük eden İlahi bir Veli'ye tabi olmalıyız. Bir tabibe ihtiyaç duyarcasına bu Veli'ye ihtiyaç duyulmalı. Bu da ancak yaraların ve hastalıkların farkına varma ve duyumsamayla mümkündür. İlahi olmayan siyasi güçlerin İslam toplumlarındaki açtıkları büyük yaraları hiss edince insan çare ve çözüm aramaya başlar.

Ama eğer insan kendisini yaralayandan çare arar ve onu vuranın elinden yardım beklerse çaresizliği sürer ve yarası derinleşir. Maalesef bu yanlış yerden yardım bekleme hala müslüman toplumlarında görünmektedir. Bu yürekler acısı basiretsizlik, yurtsuz kalan kadınlara ve çocuklara çare olamıyor. Kadınlar ve çocuklar barksız ve sığınaksız kalırken erkekleri öldürülüyor. Bu bitmeyen ızdıraba bütün dünya duyarsız bir şekilde izleyici kalıyor; medrese ehli, camiide olanlar, Kabe'yi bugün tavaf eden binlerce insan bu acı gerçeğe seyirci kalıyor.

Suçlu kim?

Yabancılar ve emperyalist güçler mi? Evet ama biz de suçluyuz. Müslüman toplumlar da suçludur; Ehl-i Beyt'den uzaklaşmayla, Velayet'i tanımamayla, dünyevi renklere aldanmayla ve Allah'a kul olma makamından ayrılmayla bu çilelere ve ızdıraplara ve savaşlara imkan sağlamış oluyorlar. Velayet'e inanan ve kurtuluşu Velayet ekseninde hareket etmede bilen bizler, bu mesajı diğerlerine kavuşturmalıyız. Bugünlerde mazlum Kürt halkının katledenlerden çözüm bekleyenler yani Amerika'dan, Arabistan'dan ve Türkiye gibi devletlerden medet ummak siyasi basiretsizliktir. Kürt halkı ve diğer bölge halkları bu devletlerin kirli savaşlarına kurban oluyorlar. Dolaysıyla çözüm bu devletlerden bağımsız olarak bulunmalıdır.

Biz mazlumların yanında durmayı ve haklarını savunmayı her zaman vazifemiz bilmişizdir ve yine bizler Velayet'e inanmış ona vefa sözü vermişizdir. Neticede İlahi Velayet'in yolunda olmayla ve çabalamayla mazlumiyetlere son verileceğine inanıyoruz.

Kulluk yüce bir makamdır inşallah yanlızca Allah'a kul olur İlahi boya ile boyalanırız. Allah bizi bu makama layık görsün inşallah.

Muhammed Avcı 

Ekler